top of page
pexels-shvets-production-8900026.jpg

Yaşlıların Sıklıkla Karşılaştığı Hastalıklar

Yaşlanma, bireyin bedensel, zihinsel ve sosyal fonksiyonlarında çeşitli değişimlerin meydana geldiği doğal bir süreçtir. Bu sürecin en önemli etkilerinden biri sağlık durumundaki bozulmalardır. Yaş ilerledikçe vücut işleyişi yavaşlar, doku yenilenmesi azalır, bağışıklık sistemi zayıflar ve kronik hastalıkların görülme sıklığı artar. Gelişen tıp sayesinde yaşam süresi hatırı sayılır biçimde uzamış olsa da, bu sürenin sağlıklı geçirilmesi büyük önem taşır. Sağlıklı yaşlanmanın temel koşullarından biri de yaşlılıkta sık karşılaşılan hastalıkları tanımak, bu hastalıkları erken teşhis etmek ve gerekli tedaviyi sağlamaktır.

Yaşlı bireylerde en sık görülen hastalıkların başında hipertansiyon gelir. Hipertansiyon, kan basıncının sürekli olarak yüksek seyretmesiyle tanımlanır ve çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebilir. Bu durum, organlara giden damarlarda hasara yol açarak kalp krizi, inme ve böbrek yetmezliği gibi ciddi sorunlara neden olabilir. Yaşlı bireylerin büyük bir kısmı hastalığın farkına varmadan ilerlemiş evreye gelir. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü, tuz tüketiminin azaltılması, egzersiz yapılması ve doktor kontrolünde ilaç kullanımı oldukça önemlidir.

Bir diğer yaygın hastalık ise diyabettir. Özellikle 65 yaş üstü bireylerde Tip 2 diyabet sıklıkla görülmektedir. Hareketsiz yaşam tarzı, sağlıksız beslenme ve yaşlanmanın metabolik etkileri bu hastalığın gelişiminde rol oynar. Kontrol altına alınmayan diyabet, sinir, böbrek ve göz hasarına yol açabilir. Ayakta çıkan yaralar geç iyileşir ve enfeksiyon riski taşır. Bu nedenle diyabetin yönetimi ve olası komplikasyonların önlenmesi için multidisipliner bir yaklaşım gereklidir.

Kas-iskelet sistemi hastalıkları da yaşlılarda sık görülür. Özellikle osteoartrit (kireçlenme), eklemlerdeki kıkırdak yapının bozulması sonucu ortaya çıkar. Diz, kalça ve bel eklemlerini etkileyerek hareket kabiliyetini azaltır. Ağrı, sertlik ve yürüme güçlüğü gibi şikayetlerle yaşam kalitesini düşürür. Tedavide ağrı kesici ilaçlar, fizik tedavi, kilo kontrolü ve bazı durumlarda cerrahi müdahaleler ön plandadır.

Osteoporoz ise kemik yoğunluğunun azalmasıyla oluşan ve kemiklerin kırılgan hale gelmesine neden olan bir hastalıktır. Düşmeler sonrası özellikle kalça, bilek ve omurga kırıkları yaşlı bireylerde ciddi sonuçlar doğurabilir. Osteoporozun önlenmesi için yeterli kalsiyum ve D vitamini alımı, uygun egzersiz programları ve gerekli durumlarda ilaç tedavisi önemlidir.

Zihinsel fonksiyonların azalmasıyla ortaya çıkan demans türü hastalıklar da yaşlılık döneminde sıkça görülür. Demans, hafıza, dikkat, dil ve problem çözme gibi zihinsel becerilerin bozulmasıyla tanımlanır. En yaygın türü Alzheimer hastalığıdır ve genellikle yavaş ilerler. Başlangıçta unutkanlıkla kendini gösterir ve zamanla bireyin kendi bakımını sürdüremeyeceği bir noktaya gelir. Bu süreç hem hastayı hem de yakın çevresini zorlar. Her ne kadar kesin bir tedavisi olmasa da, erken teşhis ve uygun destekleyici tedaviler hastalığın seyrini yavaşlatabilir. Zihinsel aktiviteleri artıran uğraşlar, sosyal etkileşim, sağlıklı beslenme ve düzenli uyku demansa karşı koruyucu olabilir.

Ruh sağlığı açısından bakıldığında, depresyon yaşlı bireylerde en sık karşılaşılan psikiyatrik sorunlardan biridir. Sosyal izolasyon, yalnızlık, eş veya arkadaş kaybı, ekonomik sıkıntılar ve kronik hastalıklar depresyon riskini artırır. Yaşlılarda depresyon gençlerden farklı belirtiler gösterebilir; duygusal belirtiler yerine iştahsızlık, uykusuzluk, enerji kaybı ve ağrı gibi fiziksel şikayetler ön planda olabilir. Bu nedenle yaşlı bireylerdeki duygu durum değişiklikleri dikkatle değerlendirilmelidir. Tedavide ilaç, bireysel terapi, sosyal destek ve toplumsal katılım önemli rol oynar.

Kalp-damar hastalıkları, yaşlılıkta ciddi sağlık riskleri oluşturur. Ateroskleroz (damar sertliği), damar duvarlarında yağ birikimiyle gelişir ve kalp krizi, inme gibi durumlara yol açabilir. Yaşlanma ile birlikte damar elastikiyeti azalır, kalp kası zayıflar. Kolesterol düzeylerinin kontrolü, sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durmak ve fiziksel aktivite kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde kritik öneme sahiptir.

Solunum yolu hastalıkları da yaşlılarda ciddi seyredebilir. Özellikle zatürre ve KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı), yaşlı bireylerde hayati tehlike oluşturabilir. Akciğer dokusunun elastikiyetini yitirmesi ve bağışıklığın zayıflaması bu tür enfeksiyonlara zemin hazırlar. Zatürre belirtileri yaşlılarda her zaman yüksek ateşle seyretmeyebilir. Bu yüzden belirtiler dikkatle izlenmelidir. Grip ve zatürre aşıları bu hastalıklara karşı koruyucudur ve yaşlı bireyler tarafından düzenli olarak yaptırılmalıdır.

Görme ve işitme kayıpları da yaşla birlikte artar. Katarakt ve makula dejenerasyonu gibi göz hastalıkları görmeyi etkilerken, işitme kayıpları sosyal izolasyona ve dolayısıyla depresyona yol açabilir. Bu nedenle düzenli göz ve kulak muayeneleri yaşlı bireylerin yaşam kalitesini korumada önemlidir.

Üriner sistem bozuklukları, özellikle idrar kaçırma, yaşlı bireylerde yaygındır. Bu tür sorunlar utanma, içe kapanma ve sosyal hayattan çekilme gibi ikincil problemlere yol açabilir. Oysa bu durumların büyük kısmı tedavi edilebilir ya da kontrol altına alınabilir.

Yaşlı bireylerde ilaç kullanımı da oldukça yaygındır. Pek çok kişi birden fazla ilacı aynı anda kullanır. Bu duruma polifarmasi denir ve ilaç etkileşimleri, yan etkiler, yanlış dozlama gibi riskler doğurur. Bu nedenle ilaç kullanımı dikkatle izlenmeli, gereksiz ilaçlar bırakılmalı ve doktor kontrolü dışında yeni bir ilaca başlanmamalıdır. Ayrıca yaşlı bireylerin sağlık okuryazarlığı seviyesi, hastalıkların yönetiminde belirleyici rol oynar. Sağlık kurumlarının yaşlıları bilinçlendirmeye yönelik çalışmaları, bireylerin sağlıklı ve aktif kalmasına katkı sağlar.

Sonuç olarak, yaşlı bireyler çok çeşitli sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu sorunların çoğu kronik ve yaşam kalitesini doğrudan etkileyen hastalıklardır. Yaşlılıkla birlikte görülen hastalıkların tanınması, önlenmesi ve etkin bir şekilde yönetilmesi sadece bireylerin değil, toplumun da ortak sorumluluğudur. Sağlık politikalarının bu doğrultuda şekillendirilmesi, yaşlı bireylerin daha sağlıklı, üretken ve mutlu bir yaşam sürmesini sağlayacaktır.

 

bottom of page