
Emekli Su Tesisatçısı Ali Dede
Kendinizden biraz bahseder misiniz?
Ben Ali Daniş. 1951 doğumluyum, 74 yaşındayım. Aslen Sinop, Ayancık’lıyım. Sinop’ta doğup büyüdüm, hayatımın temelleri orada atıldı. 15 yaşımda İstanbul’a geldim. Burada evlendim, 6 çocuğum oldu. Üç oğlum benim mesleğim olan tesisatçılığı sürdürüyor. Bir oğlum okudu, şu anda bir şirkette müdür yardımcısı olarak çalışıyor. Hepsi kendi ailelerini kurdu, kendi hayatlarıyla ilgileniyorlar. Ben de emekli olduktan sonra memleketime döndüm, bir ev yaptım. Yılın 9-10 ayını orada geçiriyorum.
Gençlik yıllarınız nasıl geçti?
Çok çalışarak geçti. İlkokulu bitirdikten sonra hemen çalışmaya başladım. Hâlâ zaman zaman çalışıyorum.
Meslek hayatınız nasıl başladı ve devam etti?
İlkokulu bitirdikten sonra önce çobanlık yaptım ama bu işi kendime yakıştıramadım. Şehirde çalışmak istedim. Sinop merkezde bir restoranda işe başladım; bulaşık yıkıyor, yemek yapıyorduk. Sonra abilerimle birlikte İstanbul’a geldik. Bir dikiş makinesi fabrikasında çalıştık. Ancak o dönemde yaşanan bazı siyasi sıkıntılar nedeniyle orada devam edemedim. Bir arkadaşımın yardımıyla başka bir fabrikaya girdim. Bu kez inşaat sektöründeydim. O günden beri de tesisat işleriyle uğraşıyorum. Mesleğim, su tesisatı.
Peki şu anda günleriniz nasıl geçiyor? Neler yapıyorsunuz?
Günlerim güzel geçiyor. Emekli olduktan sonra memleketime yerleştim. Sıkıldığımda bahçeye çıkıyorum, geziyorum, toprakla ilgileniyorum. Bazen hâlâ usta olarak inşaatlarda çalışmaya devam ediyorum.
Bu dönemde yaşlı olmak size nasıl hissettiriyor?
Açıkçası yaşlı olmaktan pek memnun değilim. Emekli olduktan sonra yaşlandığımı daha çok hissetmeye başladım. Eskiden kolayca yaptığım işleri artık yapmakta zorlanıyorum. Gençlik başka bir şey. 60 yaşımdan sonra görme sorunlarım başladı. Gençken insan daha özgür, daha hareketli oluyor.
Sizin gençliğinizde yaşlılara nasıl davranılırdı?
Biz gençken yaşlılara, aramızda akrabalık olsun olmasın, büyük bir saygı gösterirdik. Sanki kendi dedemiz, ninemizmiş gibi davranırdık. Şimdi bu saygıyı pek göremiyorum. Otobüse bindiğimde gençler ya telefonla ilgileniyor ya da uyuyor; yer vermemek için adeta gözlerini kaçırıyorlar. Gençlerin sabrı da azaldı. Bizim kuşak, teknolojiye hemen adapte olamıyor; bir şeyi öğrenmemiz zaman alıyor. Ama sanki bu bir eksiklikmiş gibi hissettiriliyor.
Karşınızda genç haliniz olsa ona ne tavsiye ederdiniz?
“Kendini bu kadar yorma.” derdim. Çok çalıştım, çok yıprandım. Kendi ayaklarım üzerinde durmak, geleceğimi kurmak için çok çabaladım ama bazı şeylerin tadını çıkaramadım. Şimdi o tadı almak istesem de gençkenki gibi olmuyor. Evet, iyi ki çalışmışım diyorum. Bu sayede bugün rahatım ama hayat, sadece işten ibaret olmamalıymış.
Bugünle geçmişi kıyasladığınızda sizce neler değişti?
Çok şey değişti. Eskiden İstanbul-Sinop arası otobüsle 20 saat sürerdi. Şimdi 8-9 saatte gidiliyor. Her şey daha konforlu hale geldi. Ama insanlar sadece paraya odaklanıyor. Hatır, gönül kalmadı. Para varsa her şey var, yoksa hiçbir şey yok.
Gençler hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gençler hakkında iyi şeyler düşünüyorum. Evet, bizden daha konforlu yaşıyorlar ama torunlarımda da görüyorum ki hayata tutunma ve gelecek kurma arzuları var. Gençlerin önü açık, yeter ki doğru yönlendirilsinler.
Onlara neler tavsiye edersiniz?
Çalışsınlar, gocunmasınlar. Kim-seye minnet etmeden yaşamak için çalışmak şart. Bir meslek edinsinler. İmkânları varsa okusunlar ama yoksa da bir meslekte kendilerini geliştirsinler. İşlerini hakkıyla ve dürüstçe yapsınlar. Bu, onlara hem saygı hem de bereket getirir.
Gençlerde eksik gördüğünüz şeyler var mı, varsa neler?
Ailemde böyle bir sorun yaşamadım ama genel olarak gençler büyüklerine karşı daha duyarsız. Otobüste yaşlı biri ayakta dururken gençler telefonlarına gömülüyor. Bu insanlar senin babaannen, deden yaşında. Eskiden tanımasak bile yaşlılara yer verilirdi. Şimdi bu alışkanlık kaybolmuş gibi.
Kendi hayatınızdan gençlere örnek verebileceğiniz bir şey var mı?
Çalışmak. Ben çok çalıştım ve bunun bana kattıklarından memnunum. Meslek edinmek çok önemli. Eğer işinizi hakkıyla yaparsanız insanlar size saygı duyar. Daha geçen gün bir çalışan yanıma gelip “Ali Usta, senin anahtar tutuşundan bile tecrüben belli oluyor.” dedi. Bu çok kıymetli bir şey.
Hayatınızda öğrendiğiniz en önemli şey nedir?
Hayat gerçekten çok hızlı geçiyor. Dönüp baktığımda zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyorum. Hayat kısa, kıymetini bilmek gerek.