top of page

Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi kitap kapağı.

Kaynak: İş Bankası Kültür Yayınları.

Görsel yalnızca tanıtım ve eleştiri amacıyla kullanılmıştır.

Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi

F. Scott Fitzgerald tarafından yazılan Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi, ilk olarak 1922 yılında yayımlanmış kısa ama dikkat çekici bir öyküdür. Yazar kitabı, Mark Twain'in "Hayatın en iyi kısmının başta, en kötü kısmının da sonda olması ne yazık." sözünden esinlenip yazmıştır. Bu hikaye alışılmışın dışında bir yaşam süren Benjamin Button'ın hayat hikayesini anlatır. Benjamin, diğer insanların aksine yaşlı bir adam olarak doğar ve zaman geçtikçe gençleşir. Bu tersine yaş alma durumu sadece fiziksel değil aynı zamanda sosyal ve duygusal anlamda da pek çok zorluğu beraberinde getirir.

 

Hikaye'nin başında, Benjamin 1860 yılında Baltimore'da doğar. Ancak doğduğu anda bir bebek gibi değil, 70 yaşında bir ihtiyar gibi görünmektedir. Bunu gören babası büyük bir şaşkınlık yaşar ve oğlunu reddetmek ister. Çünkü böyle bir durum toplumun kabul edeceği bir şey değildir. Babası, Benjamin'i normal bir çocuk gibi giydirmeye çalışır onun yaşını küçültmeye çalışır. Bu, Fitzgerald'ın toplumsal beklentileri ve dış görünüşe verilen önemi eleştirdiği ilk örneklerden biridir.

 

Benjamin yaşlı bir görünümle büyürken aslında gençleşmektedir. Genç yaşlarda iş hayatına atılır, evlenir hatta savaşlara katılır. Zaman ilerledikçe fiziksel olarak gençleşmeye devam eder. Ancak bu gençleşme ona fayda sağlamaz. Tam tersine hayatı zorlaşır. İnsanlar onu anlamakta zorluk çeker. Fiziksel görünümü ile gerçek yaşı arasında büyük bir fark olduğu için toplumun ona biçtiği roller karşısında çaresiz kalır. Fitzgerald burada şunu vurgular: Toplum, insanların yaşlarına göre nasıl davranması gerektiğine karar verir. Ama karakterimiz bu kalıplara uymaz, uyamaz.

 

Benjamin'in evliliği de zamanla bozulur. Başta eşi Hildegarde, onun olgun görünümünden hoşlanır ancak Benjamin gençleştikçe Hildegarde yaşlanır ve aralarındaki fark gittikçe açılır. Bu durum, zamanın insanlar üzerindeki etkisini ve ilişkilerdeki değişimi gösterir. Benjamin'in hayatı boyunca birçok farklı rol üstlendiğini görürüz: asker, iş insanı, öğrenci, çocuk... Ancak hiçbirinde uzun süre kalamaz çünkü zaman onu sürekli değiştirir. Yaşamın sürekli bir dönüşüm içinde olduğunu hatırlatır bize yazar.

 

Dikkat çeken bir diğer yön ise zamanla ilgili olan bakış açısıdır. Genelde insanlar zamanın hep ileriye doğru aktığını kabul eder. Ancak Benjamin'in hayatında zaman tersine işler. Fitzgerald bu farklılığı kullanarak insanların zamana ve yaşa yüklediği anlamları sorgulatır. Gençlik hep istenen yaşlılık ise kaçınılan bir dönemdir. Benjamin bu süreci ters yaşar ve aslında gençlik döneminde daha çok yalnız kalır. Sonunda ise zihni bebekleşir ve hiçbir şeyi hatırlayamaz hale gelir. Bu, bizlere yaşam döngüsünün ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.

 

Fitzgerald'ın dili açık, sade ve mizahi ögelerde doludur. Hikaye dramatik bir olay üzerine kurulu olsa da anlatım tarzı oldukça sadedir. Özellikle Benjamin'in çocukluk ve gençlik dönemlerinde yaşadığı olaylar, ironik ve esprili bir dille anlatılır. Bu anlatım tarzı okuyucunun hem eğlenmesini hem de düşünmesini sağlar. Yazar, Benjamin'in iç dünyasından çok çevresindeki insanların ona nasıl davrandığını anlatır. Bu durum hikayenin sosyal eleştiri yönünü öne çıkarır.

 

Toplumsal bakış açısıyla bakıldığında öykü, insanların başkalarının görünüşüne ve yaşına ne kadar önem verdiğini gözler önüne serer. Benjamin hep "normal" olmaya zorlanır. Doğduğu andan itibaren toplum onun farklılığını kabullenemez. Aslında Benjamin bir sorun yaşamaz, sorun yaşayanlar Benjamin'in çevresindeki insanlardır. Onların beklentileri. Fitzgerald burada 'insanlar farklı olanı dışlar çünkü toplum düzeni belirli kalıplar üzerine kuruludur' konusunu eleştirir.

 

Benjamin Button'ın öyküsü aynı zamanda yaşlılık ve çocukluk arasındaki benzerlikleri de gösterir. Hayatının sonunda, Benjamin bebek olur; konuşamaz, yürüyemez, hatırlayamaz. Fiziksel olarak küçülür ve bakıma muhtaç hale gelir. Bu da insan yaşamının başı ve sonunun ne kadar benzer süreçler olduğunu düşündürür. Yazar hayatın bir döngü olduğunu ve herkesin bu döngüye farklı şekillerde girdiğini anlatır.

 

Fitzgerald bu sıra dışı hikaye ile herkesin yaşadığı ama farklı şekillerde anlam yüklediği "zaman" olgusunu ters yüz ederek, bizlere alışılmış kalıpların dışında düşünme fırsatı sunar. Benjamin'in hayatı, bize herkesin zamanla bir şekilde değiştiğini ama bu değişimin her zaman anlaşılmadığını anlatır. Bu nedenle Benjamin Button'ın Tuhaf Hikayesi, hem edebi hem felsefi yönüyle dikkat çeken zamanla yarışan bir klasiktir.

 

 

"Hayatı ne yöne doğru yaşadığın değil, nasıl yaşadığın önemli."

bottom of page